
(Bu yazı bugünlerde çok lafı edilen "Takva " filmiyle pararlel bir mesaj vermekle birlikte, film hiç görülmemiş ve senaryosundan ilham alınmamıştır....Bizim müridimiz, "Muharrem Efendi" kadar kendine eziyet etmemiştir, ve o nevi çirkin rüyalarla rahatsız edilmemiştir. Dahası saflıkla cahilliği karıştırmamıştır....)
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM mürid mağarada kalmayı severdi. yanında iki üç lokma yiyecek... tanla birlikte zikrederdi... zikrederken bir coşardı bir coşardı.. sanardı ki bedeninden çıktı çıkacak... ama henüz izin yok... gönlü saflığa yüz tutmuş, ha oldu ha olacak... ... " çık bakalım" dediler meydana... "çık da bul getir" "bildiklerini sahiplerine ilet" ava çıktı mürid... şehre indi... şehir kalmamıştı, metropol olmuştu her yer... bir makina vardı, içinde insancıklar, cıbıl cıbıl, birbirini yiyen, birbirini döven, birbirine söven...tüm ahali mıhlanmıştı önünde. "ı ıh, " dedi mürid..."cürüm makinası" üç beşinin önüne geçip perde olmak istedi. itiklediler kenara... devam etti mürid... evini terkettiğinde en son onuncu katlar kondurulmuş idi, mağaradayken dört beşi daha eklenmiş...ahali peynir ekmek gibi kapışıyor...mana veremedi ... okula girdi mürid... solingen, kettle, socket, puzzle , anlamadı dillerinden mürid ama kalması söylenmişti kaldı... anadoluda katırlar niçin kullanılırmış duydu, filan artistin fişman sevgilisini,filan partinin yeşil sermayesini duydu, padişahın bilmem neresine bıçak yerleştirdiği cariyesine ilişen vezirinin konuştuğunda ikiye bölünmüş diliyle verdiği cevaba gülenlerin kahkahasını duydu,utandı sıkıldı mürid. duydu duydu, duymazlıktan geldi...en sonunda sabrı tükendi çıktı gitti mürid... sınıfa girdi... yanlış yalan bilgileri duydu...her cümlenin öznesinde ,kabul görmek isteyen çocukların aynı kahramanı zikrettiğini duydu... oturdu mürid çocuklarla... onlar müridin müridleri oldular... dillendi mürid: " hey yaran, yavrucak...derim ki ben size insan Allaha ne kadar yakınsa o kadar büyüktür...ne kadar uzaksa o kadar küçük...ve aksi de doğrudur.ne kadar küçükse o kadar yakın, ne kadar büyükse o kadar uzak...onunçün sakın küçüğe büyük büyüğe küçük demeyesiniz... ey dostan, sakın ola doğru denen şeyleri ölçüye vurmadan ikrar etmeyesiniz.. derhal bir ölçek bulasınız ki doğru ile eğriyi ölçsün. kg metre ile ancak üç buudlular ölçülür.
yaran, bilesiniz ki etrafınız yalan söyleyen matbuat ve merdudan ile doludur. ey yavrucak, Allah çok kıskançtır öğrenesiniz." büyüdü birden çocuklar... iki üçü sadık kaldı müride... kızlar oğlanlara kırıtmaya, oğlanlar kızlara çimdik atmaya başladılar... anlayamadı mürid... şeyh vefa ile sakaların torbasını delen oğlunu hatırladı...hamileyken komşunun portakalını delip suyunu gizlice içen hanımını hatırladı şeyh vefanın. "ondandır bütün bunlar" dedi mürid...anaları hamileyken kırıtmıştır namahreme...babaları çimdik atmıştır... üzüldü mürid... namahremlerden kaçardı mürid, kaçtı kaçtı kaçtı, ama dört bir yan onlarla doluydu, köşeye sıkıştı... gözlerini kaldırmadı bakmadı mürid, damarından vurdular.. onu yok saydılar... müridin içinde atlar tepişmeye başladı... daha yok olmadan ayrılmıştı mağaradan, varlığı içinde kıpırdandı. ev kurdu mürid , sandı ki huzur mabedini tekrar bina edecek. "dindarını seçiniz " emrine uydu mürid... heyhaaat, insan her dem yalnızmış, anlayıverdi... dengeyi kaybetti mürid... çook olmuştu mağaradan çıkıp şehre ineli... yorulmuştu ve mağaranın yolunu unutmuştu mürid... yalnızdı ihvanından ayrı düşmüştü mürid. yalnızdı dilinden anlayanı bulamamıştı mürid... daha olmadan neden mağaradan çıkarılmıştı ki mürid... imtihana konmuştu mürid... mürid, yaşamalıydı metropolde-mağaranın yolunu hatırlayıp vardı ki kapı kapalı... uzuuun süre de açılmayacaktı, bunu yazgısında gördü mürid. mürşidini, ihvanını aradı mürid... ihvanın her biri başka bir metropole gitmiş, mürşid başka talebelerle meşgul... eşinden medet istedi mürid... eşi metropolün makineleriyle meşgul... ağladı mürid... metropole uymadı mürid... okula yakışmadı mürid... varlığına hakim olamadı mürid... zayıfladı mürid... küfretti mürid... kaybetti mürid... reddetti mürid... metropolü tanıdı amma huzura yabancı oldu mürid... ne gözü gönlü kapalı kahkahalar atabildi lunaparkta, ne eski feyze rastladı halkalarda mürid... farketti ki ihvan eski ihvan değil, halka eski halka değil, huzur şehre veda etmiş, ihlas ehibbayı terk etmiş, mürşidan ukbaya rıhlet etmiş... ne eskisi oldu mürid ne yenisi...arada kaldı mürid... mürid son kurtarıcıyı bekliyor...mürid kimselere inanmıyor... mürid artık aynel yakin biliyor... son devrin garibidir, son devrin müzminidir mürid... aynel yakin görüyor; kıyamet aha şu tepenin ardında.... kıyametini bekliyor mürid...
_____________________________________________________nihavend
|
• 2007-02-21 22:40:06 - hatem,varisi enbiya-ı ekberi ulya..sana sonsuz canım sonsuz defa en muazzeb eşkalde fedadır..