http://360.yahoo.com/serbetci95

iyice bunalmıştım..."ecinni" olmuştum. bir an yakamı bırakmıyorlardı...en umulmadık zamanda, hiçbir fırsatı kaçırmadan, kalbimi, ruhumu delik deşik ediyorlardı...aklımı kaçırmak üzereydim...kendimi dahi dövdüm...resmen, tescilli "deli" idim...cehennemin en derini nasıldır hayal edemem ama kendi cehennemimin dibindeydim. şifam yoktu...hepsini denemiştim.sonuç işte bu müzmin yuvarlanıştı...
"mucize bekleme!" diyen ahbabıma rağmen, mucize beklemekten vazgeçmedim, zira ümidsizlik insanı öldürür, bundan adım kadar emindim.
N...teyze çorap örerek, çocuk bakarak biriktirdiği para ile Hacca gidiyordu...mücessem sabır...ara ara varır yanına ağlardım..."ne zaman geçecek? ne zaman geçecek?.." "sen sabr et, Allah'a sığın" derdi...
bu hengamede bir akşam, çocukken yazıp -daha çabuk kabul olunur diye-Kuran-ı Kerim'in arasına koyduğum duam aklıma geliverdi...bir dua daha yazsam, N... teyzeye versem, Ravza'ya koysa...ben temiz dilli değildim, temiz gönüllü de değildim...ama hala bilirdim ki O'nu çok sever, belki O'nun yüzüsuyuna yüzüme bakar...işte o ümitle bir kağıda yazdım, katladım, bantladım. Dedim :"N.. teyze, sana bir emanet veriyorum. emanetimi mümkünse Ravza'ya bırak, olmazsa Mekke'ye , o da olmazsa Arabistan'ın her hangi bir yerine..."
N...teyze Ravza'ya, hem de Ravza'ya bırakmış...
.......
gecenin bu saatinde , ben tüy gibi hafif, çocukluğuma dönmenin saadetini anlatıyorum...biliyorum ki artık geçti.... bana çok şey öğreterek geçti...şimdi taarruza kalkamıyorlar. arada bir gelip vuruyorlar, ancak bir şey onları savuşturuyor.....bulutlar dağılıyor ve güneşin tanıdık sıcaklığı kalbimi ısıtıyor.
yine ağlıyorum. bu sefer cehennemin azabından değil, o alemin özlemiyle gariban kaldığımdan ağlıyorum..."server-i ser bülendimiz/ şahid-i şen levendimiz/ hazret-i pir efendimiz" ilahisini dinleyince başlıyorum ağlamaya...hele "cezbe-yi Mustafa ile / saldı cihana velvele/ gökte okur mukabele / hazret-i pir efendimiz " dedi mi tutamıyorum kendimi hiç. çocuk gibi hüngür hüngür ağlıyorum durduk yerde...hazret-i pirleri özlüyorum...içim yanıyor...hıçkırıyorum, hıçkırıyorum.
çiçek açmış badem ağaçlarına bak... ne güzel... böyle bir güzellikte eriyesim geliyor. badem ağacı olasım geliyor...sonra şu mavi gök ve bulutlar, inan ki dünyanın hay huyunu unutturuyor...huzur duyuyorum. huzur....hani hemen herkesin kaybettiği, unuttuğu, inanmadığı şey...ben duyuyorum ...
artık duama "Rabbim bana senden razılık ver" cümlesini de ekliyorum. hatta sade bu cümle yeter bile diyebilirim. Rab'den gelen herşeye razı olabilmek, öyle her nefsin yapabileceği şey değil...haşa bu haddimi bilmemekten de değil..."ne varlığa sevinirim, ne yokluğa yerinirim " hali pek değerli halmiş, tecrübe ettim. "sen ne dilemişsen onu dileyeyim, ne sevmişsen onu seveyim, seninle var olayım." fevkalade zevk alıyorum bu duadan...
e işte böyleyim ben bu aralar... çocuk gibi...gariban...sevinçli...
kimseye sormuyorum ve kimseden cevap da istemiyorum...neden bilmem yıllardan sonra ilk kez, daha da gelmesine aylar varken, ben Ramazan'ı özlüyorum... buna da ne kadar seviniyorum... çünkü ben çocukken de Ramazan'ı böyle özlerdim....
Vallahi huzurluyum ....
|
• 2008-08-31 10:33:27 - hayırlı ramazanlar