
(Müridimizin sergüzeştini, "Atladı mürid-çatladı mürid!" terane-i bi-manalarıyle takib eden kari-i bi-huşumuza ve nefs elinde nalan u giryan olan sair biçare dostana...:)
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
Padişahın doğanı olduğu halde yarasaya özenip gece karanlığında avlanmaya çıkmıştı da ondan dolayı Hak Teala gündüzlerini geceye çevirerek cezasını vermişti.. Nihayet çilesi tamam oldu. Dünyada bir vefa ve sefa bulamadı, gamlar içinde canı bunalmışken Hakk Teala'nın rahmeti erişti.
"Ya Rab! Aslı İrem bağından olan, senin adını her yad edişimde türlü türlü rayihalar savrulan bu nurlu mağaram, dıştan gayet harabedir amma başımı nice belalara sokan şu zinetli dünya ve orda an be an değişen, dağılan, çözülen hayatlar hakikatte bu mağaranın bir taşına denk değil. Senden başka ne ki varsa ben zaif kulun için öldürücü bir zehir. Yıllarca mağaramdan uzakta sürgündeydim. Şükürler olsun sana ki bana mağaramın örtünüp saklanan yolunu yeniden açtın. Rabbim, ben yüzümü sağlam bir dönüşle sana döndüm. Gayri beni azap dolu gurbetlere atma. Çünkü kulunun kalbi senin kudret parmaklarının arasındadır ve kader senin elindedir."
Mürid Rabbinin izniyle yeniden zaviyesine girdi. Kapısını Besmele ile dünyaya kapattı. Bir daha açılmaması için de azmini kapıya dayak yaptı. Yönünü Hakk'a verdi. Takva libasını yeniden sımsıkı büründü. Sükut sermayesini topladı. Sabır anahtarını kavradı. Zikrullahı yeniden kanatlandırdı. Rabbin teklik alemine uçmak üzere havalandı. Boşa geçmiş zamanları telafi etmek gerekliydi. Mülhimeyi ille de geçmek gerekliydi.
Söz sahiplerinden, kıyl u kalden sıyrılarak hal sahibinin eteğine sımsıkı yapıştı. La ilahe illallah meşalesi ile üstüne üşüşen şeytanları bir bir yaktı. Rabb'in muhafazasına girdi. Bir yanardağ gibi fokurdayan nefsinin boynunu Allahu Ekber ve La mevcude illa Hu kılıçlarıyla uçurdu.
Mürid mabuduna sığınmış, düğümünü de sımsıkı atmıştır. Bundan maada ona yol almak düşer.
...
Ey müridin ahvalini merak eyleyen dost! Sana onun serencamını hikaye ettik. Eğer diler isen ki mürid sana nasihat ede, onun söyleyecek pek sözü yoktur. Tüm sözler söylenmiştir ve tüm güzel özlüler onları anlayabilir.
İçinde doğruluk var ise er geç doğruya erersin. İşin kıyl u kalinde kalanlar, her zaman için bir bahane bulurlar.
Yaram var diyorsan var git ilacını ara... İlacın yanında ise ne diye şikayet edersin? Ya kullanmıyorsun ya da hastalığın müzminleşmiş; ilacını değiştir.Hz. Hamza gibi arslanlar avlayabilirken, kalın kafesler ardında semirtilmiş uyuşuk arslana benzersin.
Yürü, bir başka terbiyeci ara ki senin nefs arslanın o pek mahir terbiyecini yutmuş, sindirmiş "daha yok mu? " diye dolanmaktadır!!!....
:::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::nihavend
|
• 2007-10-16 00:02:48 - tebrik